Denizin kederli bir gürültüyle kıyıdaki taşları dövdüğü, rüzgarın ise tuzlu bir öpücük gibi tene değdiği o meşhur Mudanya akşamlarından biri… Gökyüzüne Bakma Günü gelip çatmışken, insan sığ kıyıların sığ gürültüsünden başını kaldırıp o uçsuz bucaksız karanlığa, o devasa boşluğa bakmalı. Martin Eden’in dizlerinde derman kalmadığı, ruhunun bilgiye açlıkla kavrulduğu o amansız gecelerde yaptığı gibi; gözlerini yükseklere, yıldızların o soğuk ama dürüst parıltısına dikmeli.
Mudanya Marina’da, teknelerin direkleri arasından süzülen ay ışığı, suyun üzerinde gümüşten bir yol çizerken düşünmek gerek: Biz kimiz? Bu devasa evrenin neresindeyiz? Martin, o kaba saba elleriyle kitapların sayfalarını çevirirken nasıl ki kelimelerin büyüsüyle sınıfından, kaderinden ve etinden sıyrılıp ruhunu bir üst basamağa taşımaya çalıştıysa; biz de bugün bu sahil kasabasının dar sokaklarından başımızı kaldırıp sonsuzluğa bakmalıyız.
Gökyüzü, hiçbir sınıf ayrımı gözetmez. Zengin bir tüccarın malikanesinden görülen yıldız neyse, Mudanya limanında ağlarını tamir eden balıkçının üzerindeki yıldız da odur. Martin’in o meşhur, hırslı ve bir o kadar da naif yükselme arzusu gibi; gökyüzü bize hep daha fazlası olduğunu hatırlatır. Bakmak yetmez, görmek gerek. O karanlık boşlukta parıldayan her bir nokta, aslında ulaşılması imkansız görünen ama peşinden koşmaya değer birer idealdir.
Mudanya’nın o kendine has sükunetinde, marina ışıklarının denizde raks ettiği bu özel günde, Ruth’un hayaliyle yanıp tutuşan bir denizcinin tutkusuyla bak gökyüzüne. Belki bir yıldız kayar, tıpkı Martin’in hayatı gibi parlak, hızlı ve trajik… Ama o parlayış, karanlığın kendisine teslim olmaktan bin kat daha evladır. Bilgiye, aşka ve hakikate susamış bir ruh için gökyüzü, okunmayı bekleyen en büyük kitaptır.

Bugün Mudanya’da sadece denizin kokusunu içimize çekmeyelim; o uçsuz bucaksız lacivert kubbenin altında ne kadar küçük ama hayallerimizle ne kadar devasa olduğumuzu hatırlayalım. Martin Eden’in o son yolculuğunda denizin derinliklerine bakışı gibi değil, hayata tutunmaya çalışan o hırslı yazarın ilk başarılarındaki gururuyla bak başını kaldırıp.
Gökyüzüne bakmak, kendine bakmaktır. Ve Mudanya’da gökyüzü, her zaman anlatılacak yeni bir hikaye fısıldar.
Bir yanıt bırakın